enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,0829
EURO
18,2721
ALTIN
1.022,97
BIST
2.750,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Parçalı Bulutlu
29°C
Bursa
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
28°C
Salı Hafif Yağmurlu
27°C
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
28°C

Göle dikkat çeken açıklama

Göle dikkat çeken açıklama
24.06.2022
0
A+
A-

17 Haziran Dünya Çölleşme Ve Kuraklıkla Mücadele Günü nedeniyle CHP Bursa kadın kolları ve Orhangazi ilçe yönetimi ile kadın kollarının katıldığı etkinlikte bir araya gelen CHP’liler İznik gölü kıyısında yaptıkları basın açıklaması ile son zamanlarda İznik Gölünde yaşanan kuraklığa dikkat çektiler.

Yapılan basın açıklamasında İznik gölünün bir doğa cinayetine kurban gittiği vurgusu yapılırken , özellikle Gölden su çeken işletmelerin denetlenmediği ve göldeki en çok  su kaybının bu sebeple olduğu söylendi.

CHP’li kadınların İznik gölünde yapmış olduğu basın açıklamasında ‘’

‘’17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü çerçevesinde düzenlediğimiz basın açıklamamıza hoş geldiniz.

Şu an kıyısında bulunduğumuz Bursa’nın incisi ve bölgemizin çok önemli su kaynağı İznik Gölü, yıllardır doğaya düşmancasına devam eden bilinçsiz kullanım ve ilgisizlik nedeniyle bir doğa cinayetine kurban gitmek üzeredir.

Gözümüzün önünde işlenen bu doğa cinayetini kimse üstlenmiyor…

Bilesiniz ki, bu göl kuruyup gittiğinde bile kimse sorumluluğunu almayacak.

Bizler, CHP Kadın Kolları olarak bugünden bir kez daha tekrarlıyoruz.

-Milyonlarca metreküp su hakkı olduğunu iddia edip borularla su çeken ve bunu Gemlik Serbest Bölgesi’ne de sattığı konuşulan sanayi tesisi;

-Gölü besleyen akarsulara baraj yapan DSİ;

-Kontrolsüz tarımsal ilaçlama yapan üretici ve bunlara göz yuman İl Tarım ve Orman Müdürlüğü;

-Göle dolgu yapan belediye başta olmak üzere birçok fail var.

Bunca sıkıntının üzerine göl civarında açılan taş ocakları, maden çalışmaları ve Yenişehir Kirazlıyayla köyündeki maden zenginleştirme tesisine su aktarma çabaları da sorunlara tuz biber ekiyor.

İznik Gölü bunca sorunun üzerinden nasıl gelebilir.

Bugün gelinen noktada bir yandan olası iklim krizi, kuraklık ve kıtlık tehlikesi gün be gün büyürken, bütün bunları görmezden gelerek, kendi doğa kaynaklarımıza karşı nasıl bu kadar acımasız olabiliyoruz?

Üstelik yakın gelecekte nüfus artış etkenleri başta olmak üzere tatlı su kaynaklarının azalıp kirlenmesi nedeniyle, ülkemiz de su kıtlığı yaşaması muhtemel ülkeler arasında, sayılırken, bir an önce kendimize gelip gereken tedbirleri almak zorundayız.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli Dördüncü Değerlendirme Raporu’na göre Türkiye, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en çok etkilenecek bölgeler arasında bulunan Akdeniz Havzası’nda yer almaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin su kaynakları için hassasiyet gösterilmeli ve İznik Gölü’ne sahip çıkılmalıdır.

Hatırlanacaktır, Cargill 20 yılı aşkın süredir Bursa’nın gündeminde bulunuyor. Son imar planı değişiklikleriyle yine kayrılan Cargill’in su tüketimi yeniden değerlendirilmelidir. Stratejik yeraltı sularının, insan sağlığına zararlı nişasta bazlı şeker üretimi için kullanılmasının önüne geçilmelidir. Bu yapılmadıkça su kaybının engellenmesi mümkün değildir.

Göl suyu zirai ilaç kirliliği açısından 4. sınıf, yani kirli su olarak nitelenen, balık ve bitkilerde ağır metal kirliliği tespit edilen İznik Gölü’nün zirai ilaçlarla kirlenmesinin önüne geçecek tedbirler düşünülmelidir.

Maalesef belirtmek zorundayız ki, Bursa’yı, Orhangazi’yi, İznik’i yönetenler İznik Gölü ve havzasındaki bu olumsuz gelişmelerden direkt sorumludurlar. Su ticari bir meta değil, tüm canlılar için bir haktır. Bu bakış açısı eşliğinde, çocuklarımıza sağlıklı bir dünya bırakabilmek için eksizsiz önlem alma sorumluluğumuzu hatırlamalıyız.’’ Denildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.